Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat

kelepçe
yakalama, gözaltına alma, tutuklama, koruma tedbiri.

GİRİŞ

Soruşturma yahut kovuşturmanın belli koşulların gerektirmesi halinde daha etkin ve güvenli bir şekilde yapılmasını sağlamak amacıyla“durdurma”, “yakalama”, “gözaltına alma”, “tutuklama”, “arama”, “el koyma” gibi koruma tedbirlerine başvurmak zorunlu olabilmektedir. Ancak unutulmamalıdır ki, söz konusu tedbirlerin hukuka uygun olması gerekmektedir. Koruma tedbirinin yalnızca usûl olarak değil, ölçülük ve yerindelik bakımından da hukuka uygun olması gereklidir.

Özellikle tutuklama tedbirinin hukuka aykırılığı sıklıkla görülmektedir. Tutuklama tedbiri bir cezalandırma aracı değildir. Ceza soruşturması ve kovuşturmasında tutuksuz yargılama asıl, tutuklu yargılanma istisnadır.

Koruma tedbirleri “kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı”, “çalışma hakkı”, “yerleşme ve seyahat hakkı” gibi birçok hakkı kısıtlaması nedeniyle uygulanan koruma tedbiri nedeniyle kişiler zarara uğramaktadır. Hakkında koruma tedbiri uygulanan kişiler, yasal koşulların da varlığı hâlinde söz konusu zararların tazminini talep edebilir.

YASAL DAYANAK

Mevzuatımızda koruma tedbirleri nedeniyle tazminat talebinin hukuki dayanağını Anayasa madde 19 ve 5237 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu madde 141-144 oluşturmaktadır.

TAZMİNAT TALEP EDİLEBİLECEK HALLER

Ceza Muhakemesi Kanunu’muzun “Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat” başlıklı Yedinci Bölümü’nün “Tazminat istemi” başlıklı 141. maddesi uyarınca tazminat talep edilebilecek durumlar şu şekilde sıralanmıştır;

“ (1) Suç soruşturması veya kovuşturması sırasında;

     a) Kanunlarda belirtilen koşullar dışında yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen,

     b) Kanunî gözaltı süresi içinde hâkim önüne çıkarılmayan,

     c) Kanunî hakları hatırlatılmadan veya hatırlatılan haklarından yararlandırılma isteği yerine getirilmeden tutuklanan,

     d) Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında hüküm verilmeyen,

     e) Kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen,

     f) Mahkûm olup da gözaltı ve tutuklulukta geçirdiği süreleri, hükümlülük sürelerinden fazla olan veya işlediği suç için kanunda öngörülen cezanın sadece para cezası olması nedeniyle zorunlu olarak bu cezayla cezalandırılan,

     g) Yakalama veya tutuklama nedenleri ve haklarındaki suçlamalar kendilerine, yazıyla veya bunun hemen olanaklı bulunmadığı hâllerde sözle açıklanmayan,

     h) Yakalanmaları veya tutuklanmaları yakınlarına bildirilmeyen,

     i) Hakkındaki arama kararı ölçüsüz bir şekilde gerçekleştirilen,

     j) Eşyasına veya diğer malvarlığı değerlerine, koşulları oluşmadığı halde elkonulan veya korunması için gerekli tedbirler alınmayan ya da eşyası veya diğer malvarlığı değerleri amaç dışı kullanılan veya zamanında geri verilmeyen,

     k) (Ek: 11/4/2013-6459/17 md.) Yakalama veya tutuklama işlemine karşı Kanunda öngörülen başvuru imkânlarından yararlandırılmayan,

Kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını, Devletten isteyebilirler.

TAZMİNAT İSTEMİNİN ŞARTLARI

CMK m. 142 gereğince, koruma tedbirleri nedeniyle tazminat talep edebilmenin şartlarını şu şekilde sıralayabiliriz:

     1- Koruma tedbirleri nedeniyle maddi ve/veya manevi bir zarar doğmalıdır.

     2- Söz konusu zarar CMK m. 141’de sayılan sebeplerden doğmuş olmalıdır.

     3- Karar veya hüküm kesinleşmelidir.

     4- Kararın veya hükmün kesinleştiğinin ilgiliye tebliğinden itibaren 3 ay içerisinde; her hâlde en geç karar veya hükmün kesinleşmesinden itibaren 1 yıl içerisinde tazminat talebinde bulunulmalıdır.

     5- Tazminat talep eden kişinin dava dilekçesine, açık kimlik ve adresini, zarara uğradığı işlemin ve zararın nitelik ve niceliğini belirtmesi ve bunların belgelerini de tevsik etmesi gerekmektedir. (Bu koşulda bir eksiklik bulunması halinde mahkemece istemde bulunan kişiye eksikliğin 1 ay içerisinde giderilmesi için süre verilerek, aksi halde talebin reddolunacağı ihtar edilir.)

YETKİLİ VE GÖREVLİ MAHKEME

Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında yetkili ve görevli mahkeme CMK m. 142/2’de düzenlenmiştir. Buna göre, yetkili ve görevli mahkeme, zarara uğrayanın oturduğu yer ağır ceza mahkemesi’dir. Eğer o yerdeki ağır ceza mahkemesi tazminata konu işlemle ilişkili ise ve başka bir ağır ceza mahkemesi de bulunmuyorsa, en yakın yer ağır ceza mahkemeleri yetkilidir.

YARGILAMA USÛLÜ VE SÜRESİ

Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasının kendine özgü (sui generis) bir yargılama usûlü söz konusudur. Koruma tedbirleri nedeniyle zarara uğrayan kişi, öncelikle, dilekçeyle ağır ceza mahkemesine başvurur. Dilekçede eksiklik bulunması halinde, mahkeme, eksikliğin bir ay içinde giderilmesini, aksi hâlde istemin reddedileceğini ilgiliye tebliğ eder. Eksiklik giderilmediği takdirde itiraz kanun yolu açık olmak üzere ret kararı verir.

Mahkeme dilekçeyi inceledikten sonra bilgi ve belgeleri yeterli görürse, dilekçe ve eklerinin bir örneğini Devlet Hazinesinin kendi yargı çevresindeki temsilcisine (Örneğin, İstanbul için İstanbul Defterdarlığı Muhakemat Müdürlüğü) tebliğ ederek, varsa beyan ve itirazlarını onbeş gün içinde yazılı olarak bildirmesini ister.

Hazine tarafından cevap verilmesi ya da cevap süresinde beyan ve itirazda bulunulmaması halinde mahkeme kararını vermek üzere bir duruşma günü belirler ve taraflara tebliğ eder. Taraflardan biri ya da her iki taraf gelmese bile mahkeme yokluklarında karar verir. Söz konusu karara karşı talepte bulunan, Cumhuriyet savcısı ve Hazine temsilcisinin istinaf kanun yoluna başvuru hakkı bulunmaktadır.

Karara karşı istinaf başvurusunda bulunulması halinde, dosya Bölge Adliye Mahkemesi ilgili ceza dairesince öncelikle ve ivedilikle incelenerek karara bağlanır.

TAZMİNAT İSTEMİNİN KABULÜ VE İCRASI 

Mahkeme kararlarının icraya konulması için, kural olarak, kesinleşmesi veya karşı tarafa başvurulmasına ihtiyaç yoktur. Ancak, kanunda özel olarak kesinleşmesi aranan veya karşı tarafa bir başvuruda bulunulması (örneğin, idari başvuru) aranmışsa, kararın icraya konulmasından önce gereken prosedürün tamamlanması şarttır.

Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat isteminin kabulüne ilişkin verilen kararın konusu belli miktar paranın ödenmesi olup, eda hükmüdür ve icra takibi yapılarak tahsil edilmesi mümkündür. Ancak CMK madde 142/10’da yer alan özel düzenleme nedeniyle “tazminata ilişkin mahkeme kararları, kesinleşmeden ve idari başvuru süreci tamamlanmadan icra takibine konulamaz.

Bu nedenle öncelikle yerel mahkemece verilen tazminat isteminin kabulüne ilişkin kararın ya istinaf edilmemiş olması ya da istinaf incelemesi sonucunda kesinleşmiş olması gerekmektedir. Yanı sıra, kesinleşen tazminatın ödenmesi için idari başvuru süreci öngörülmüş olup, başvuru tarihinden itibaren 30 gün sürenin de geçmiş olması aranmaktadır. Söz konusu prosedürün tamamlanması akabinde idarece 30 günlük sürede ödeme yapılmaması halinde tazminat tutarı ilamlı takip yoluyla talep ve tahsil edilebilecektir.

RÜCÛ VE TAZMİNATIN GERİ ALINMASI

Tazminata konu koruma tedbirinin hâkim veya Cumhuriyet savcıları tarafından verilmesine karşın tazminat talebinin devletten istenmesi gerekmektedir. Bu nedenle, ilgili hâkim veya Cumhuriyet savcısının görevini kötüye kullanarak koruma tedbirlerine karar vermiş olmaları halinde devlet yapmış olduğu ödeme dolayısıyla rücû etmelidir. CMK madde 141/4 gereğince “Devlet, ödediği tazminattan dolayı görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle görevini kötüye kullanan hâkimler ve Cumhuriyet savcılarına bir yıl içinde rücu eder.

Yanı sıra, bazı şartlar halinde devlet ödemiş olduğu tazminatı geri alma hakkına sahiptir. Bu husus CMK m. 143’te şu şekilde düzenlenmiştir: “Kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararı sonradan kaldırılarak, hakkında kamu davası açılan ve mahkûm edilenlerle, yargılamanın aleyhte yenilenmesiyle beraat kararı kaldırılıp mahkûm edilenlere ödenmiş tazminatların mahkûmiyet süresine ilişkin kısmı, Cumhuriyet savcısının yazılı istemi ile aynı mahkemeden alınacak kararla kamu alacaklarının tahsiline ilişkin mevzuat hükümleri uygulanarak geri alınır. Bu karara itiraz edilebilir.